Faili Meçhul Cinayet  


Mihriban ŞATIR

Mihriban ŞATIR

Okunma 26 Kasım 2016, 13:49

 Öldü “insanlık”. Öldürdüler onu. Çok acı olsa da, bunu yaşama sebebimiz olan hayat damarlarımızın her birinin hücresine kadar hissetsek de, bize ağır gelse de bu kayıp, onu vurdular kalbinden... Cenazesi nerde bilen yok, belki tabutundan tutar yüzümüz varsa helâllik isterdik. Mezarının başında öylece kalakalırdık belki de...
   Bir bebeğin daha ruhu üflenmeden, bıçak altına yatırılıp, en kutsal varlık olana “anne” diyemeden canı alındığında...
   Bir bebek dünyaya gelme şansını yakalayıp, anne ve babası tarafından sokakta, çöp konteynerinde, biraz vicdanları varsa cami avlusunda kaderine terk edildiğinde...
    Genç bir kız, kendini “adam” olarak tanıtan biri tarafından “sevildiğine” inanıp gerçekle yüzleşmek zorunda bırakıldığında, dört bir yana dağılmış hayal kırıklıkları o kızın kalbini yara bere içinde bıraktığında...
     Bir adam, sadakat yemini veren bir kadın tarafından aldatıldığında...
     Bir evlat, anne ve babasına  can olacağına onların evlerini, ciğerlerini türlü ahlâksızlıkla dağladığında, boyunlarını büktüğünde...
    Anne ve baba, çocuklarını eğitmek, topluma kazandırmak yerine aklını maçla, kadın programlarıyla, dedikoduyla, spor yorumlarıyla bozduğunda...
    Bir aile, başta kendine sonra topluma faydası olmayan bir de üstüne potansiyel tehlike oluşturacak çocuklarını bilinçsizce büyüttüğünde, daha doğrusu çocuklarının bu şekilde büyüdüğünü sadece izlediklerinde...
     Dünyanın her yerinde çoluk çocuk, kadın, yaşlı, hasta demeden zalimlerin “koltuk” sevdası uğruna mazlumlar canından olduğunda...
      Altın, petrol, toprak için devletler savaş ilân ettiğinde, insanların hayatını hiçe saydığında...
      Kadınlar evde, sokak ortasında acımasızca şiddet gördüğünde...
      Bir kadın başörtüsü taktığı için tahammülsüz, saygısız, özgürlük abideleri (!) tarafından maddi ve manevi saldırıya uğradığında...
      Vicdansız bir kitle, insanların tüm güven duygularını yok edip, herkesi yolda yürürken daima arkasına dönüp kontrol etmeye mecbur bıraktığında...
       Çocuklar dışarıda korkusuzca oyun oynayamadığında...
        Trafik canavarları insanları yola çıkmak için bir kez daha düşünmeye ittiğinde... 
        Kimse kimseye saygı göstermediğinde, herkes herkesi hor gördüğünde, kimse haddini-hududunu bilmediğinde, bilmediği her konuda fikir beyan ettiğinde ve sonuçları herkese zarar verdiğinde...
        Düşmanlar uyumadığında, "birlik düzen bozulsun, yeter ki kan dökülsün" zihniyeti bir çığ gibi büyüdüğünde...
        Akşamları evlerin ışıkları yanmadığında, bizi fiziksel ve ruhsal olarak tüketmeye yönelik mekânların ışığı hiç sönmediğinde...
         Hayata dair ne varsa insana ait olan sevinçler, umutlar, hayaller, tüketici sistem tarafından çöktüğünde ve yerini karamsar, depresif, doyumsuz insanların hırslarına, bağnazlıklarına sahip olmak adına başvurdukları türlü yollara devrettiğinde...
        Dost dediğin bir gün gelip gerçekten dost olmadığı yüzünü gösterdiğinde, geçirilen yılların yalan olduğu gerçeği buz gibi yüzüne vurduğunda...
        'Yanlış yapmaz' dediğin kim varsa yanlışın ta kendisi olduğunda, 'gitmez' dediklerin gittiğinde, 'bitmez' dediğin her şey bittiğinde...
        Birileri hakkı olmayan bir şeye el uzattığında...
        Kötülükler cezasız kaldığında ve o kötülükler defalarca tekrarlandığında...
       Saymakla satırların bitmeyeceği her ne varsa...
       Her gün yeniden yoklama alındığında;
       +NEFRET?
        -Burada
        +ÖFKE?
        -Burada
        +SAVAŞ?
        -Burada
       ...
       ...
       +İNSANLIK?
        - ... ?
•••

     +İnsanlık nerede? Bugün de mi gelmedi? 
      -Hayır, insanlık artık yok. O öldü, öldürüldü!
    +Ama neden? Kim yapmış? Nasıl olmuş?
    -Onun kıymetini bilmeyen herkes katil diyorlar.
    +Faili meçhul cinayet desene...
    -Gören, duyan, bilen olmamış, zamanla parça parça, her yerinden saygısını, sevgisini, tahammülümü, ona ait olan her şeyi kopartarak öldürmüşler.
    +Öldür... Öldürm... Öldürmüşler demek...
......
Biliyorum, herkes sözün bittiği yerde, ne söylesek boş, faydalar faydasız, imkânlar imkânsız sanki...
Belki diyorum sadece kendi elimizde kalan kırıntılarla en azından kendi içimizdeki insanlığa dair ne kaldıysa onu yaşatabiliriz, yaşatabilir miyiz?
     Ne olur mümkün olsa... Belki diyorum, bir umut varsa hâlâ, iyi insanların yaşadığına inanıyorsak,  hâlâ mümkün olabilir. Olabilir mi? Ne olur olsun...
 twitter.com//@bayanndobraa
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Asım - 1 hafta önce
Kardeşim ağzına sağlık l..evet diyoruz ama bir şey değişmiyor...en azından uyardigimizi Allah huzurunda ispat edebiliriz. .