Ya Onurumuzla Yaşayacağız Ya da Yok Olup Gideceğiz


Sinan SEVER

Sinan SEVER

Okunma 24 Kasım 2016, 09:27

                  
Dünyada yüzde birlik bir kesim var. Bunların zenginliği dünya nüfusunun yüzde doksan dokuzuna bedelmiş. 2012 yılının verilerine göre yeryüzünde 850 milyon kişi günde 2 dolar ile yaşıyormuş.
2013 verilerine göre ise dünya nüfusunun 10,7’si açlık sınırında yaşıyormuş ve bunun yüzde 50'si AFRİKA daymış (Batı sürekli Afrikayı sömürdüğü için).
Buna karşılık Dünyanın en zengin 62 ailesi servet içinde yüzüyormuş ve bu aileler dünya nüfusunun yarısının sahip olduğu servete sahiplermiş. Yani dünyanın yarısı ancak 62 aile ediyor.
Dünyada yaşayan bu zengin kesimin yüzde birlik kısmının varlıkları 2016 sonunda yüzde 99'u geçecekmiş.
Böyle devam ederse yakın gelecekte dünya nüfusunun yüzde doksan dokuzluk kesimi açlık sınırında yaşamaya mahkum edilecek. Yüzde birlik kısımdaysanız tuzunuz kuru değilseniz kurmak istedikleri yeni dünya düzeninde köle olarak yaşamaya hoş geldiniz. Yani durum vahim MÜSLÜMANLAR.

Ya haksızlıklara direnip onurumuzla yaşayacağız ya da sefilce bir hayat sürüp yok olup gideceğiz…
Credit Suisse bir araştırma yapmış ve bu zengin kesimin servetinde 2000 ila 2009 yılları arasında her yıl düşüş yaşandığını tespit etmiş.
Dolayısı ile bu gidişat böyle devam edemezdi onlar açısından. Zira servetleri hergeçen gün azıcık azalıyordu ve buna asla tahammülleri yoktu. Ne bedenleri nede gözleri doyacak tipler değil bu zengin kesimin. 
Servetlerinin azalmasını engellemek ve artması için biran önce önlem almaları gerekiyordu.
Yükseltmek için nemi lazım? Tabiki kaos, terör,  savaş v.s…

Bu servetler tarih boyunca garibanların sırtından kan, gözyaşı ve terör ile elde edilmiştir. Ne kadar çok kaos olursa servetlerine servet katmaya devam eder bu aileler.. Dokuz yıl kaybeden bu kesim gidişata daha fazla tahammül edemez ve bir yıl sonra
18 Mart 2010'da Arap Baharı Tunus'ta başlar.
25 Ocak 2011'de ise Mısır sokağa dökülür
Ardından 15 Şubat 2011'de Libya da iç savaş
Doksanlı yıllarda Afrika da yaptıklarını Ortadoğu ve İslam ülkelerinde uygulamaya devam ettiler.
15 Mart 2011'de Suriye'de iç savaş başlar.
Kaos devam etmeli ki kan emiciler için ortam müsait olsun ve ellerini ovuşturarak kasalarının tıka basa doldurabilsinler.
Tamda bu noktada Deaş, Ypg ve benzeri yeni örgütler devreye sokulur.
Zira Elkaide ve benzeri örgütlerin ismi artık demode olmuş ve etkisini yitirmişti.
Mutlaka yeni aktörler bulunmalıydı ve bulmadılar KURDULAR.

Üyeleri titizlikle seçilen bu örgütün NATO üslerinde eğitildiğine dair ciddi bulgu ve emareler var.
Eğitilen ve ağır silahlarla donatılan örgüt üyeleri sonrasında Suriye'ye ve Iraka sokulur.

Üç günde Bağdat'a giren ABD, üç yıldan daha fazla sürede emrindeki terör orduları ve 63 koalisyon ortağı ile Musul’a giremiyorsa altında bir tezgâh olduğu gayet açık değil mi Müslümanlar.
Ayrıca bu Musul Irak askeri tarafından hiç direniş gösterilmeden Deaş’a teslim edilmişti.

Önce Deaşı ve sonrasında Ypg yi kurgulayıp sahaya sürdüler, şimdide onun üzerinden yeni haritalar çizip terörist devletler kurmaya çalışıyorlar.
Bu arada baronlar Türkiye dede boş durmuyordu. Planlarına itaat etmeyen bir ADAM vardı.
Kaos ve terör bu ülkede de büyütülmeliydi. Ayrıca içerdeki örgüt de hazırdı ve emirlerini bekliyordu ağabeylerinin. Sonrasında malum 2011 ve sonrasında yaşananlar…

 2011 ve sonrasına bir göz atalım ve ÜLKEMİZDE yapılan kalkışma ve saldırıları tek tek hatırlayalım;
Uludere saldırısı
Tayyip Erdoğan’a ameliyat masasında operasyon
7 Şubat MİT krizi
Gezi olayları
MİT  tır'larının durdurulması
17-25 Aralık Operasyonları
Rus uçağını düşürülmesi
Son olarak 15 Temmuz darbe girişimi
ELHAMDULİLLAH BAŞARAMADILAR VE İNŞALLAH İLELEBED BAŞARAMAYACAKLAR.
Ülkemizle bu kadar neden uğraştılar sorusu aklınıza gelebilir. Nedeni aslında çok basit! Boyun eğmeyen, dik duran, hesaplarını bozan bir ADAM vardı ve tez zamanda indirilmeliydi. Mısır, Libya, Irak sandılar ÜLKEMİZİ. Hesap edemedikleri indirdikleri diktatörlerin halkta karşılığı yoktu ve ellerine geçirdikleri ilk fırsatta bir kaşık suda boğacak kadar nefret ediyorlardı liderlerinden. Oysa Türkiye deki İKTİDAR HALKTI ve bu halk bir daha liderini asla yalnız bırakmayacaktı ve Rabbimin izniyle BIRAKMADI.
Dünya petrol rezervlerinin yüzde 65'i Türkiyenin çevresinde. Bu % 65’lik rezervde Suudi Arabistan milyarlarca varille ilk sıradadır, İran, Irak ve Kuveyt de çok önemli paylara sahip. Ancak petrolün kalitesi ve 60 milyar varil rezervi ile Libya çok önemlidir. Türkiye Libya daki olaylardan sonra kucak açmıştı kardeşlerine ve Ankara hamle üstünlüğünü ele geçirmişti. Türkiye'nin yaptığı bu hamle para babalarını korkuttu ve hem AB hem de ABD'yi devreye soktular. Fransa Libya yı kaybedecekken NATO devreye girdi. Buna İlk tepki Erdoğan'dan geldi. Bu tarihten sonra bütün köprüler atıldı para babalarıyla ve Türkiye onlara gör artık çok oluyordu ve Recep Tayyip Erdoğan hedefe konuldu;
İlk adım olarak Türkiye’de Arap Baharı benzeri bir olay düşünüldü.
Mit krizinin ardından Gezi başlatıldı, İstanbul'da başlayan olaylar Bayburt hariç tüm Türkiye ye yayıldı ancak tutmadı. Daha sonra polisin hazırlayıp piyasaya sürdüğü hâkim savcıların desteklediği 17-25 Aralık geldi.
Rus uçağının düşürülmesi ile Türkiye nin başına çorap örülmek istendi o da tutmadı.
Son çare olarak Askeri darbeyi denediler 15 Temmuz'da.

Sonrasını soracak olursanız MÜSTERİH olunuz. Zira artık atılacak adımları ve yapılacak hamleleri şahsen ben Bu Milletin Lideri Recep Tayyip Erdoğan’dan bekliyorum ve bunun işaretlerini de görüyorum. Oyun oynanan değil oyun kuran ve yöneten ülke olma yolunda ciddi adımlar atılıyor ve İnşallah bu yapılan çalışmalar İslam’ın ve Müslümanların ve hatta dünya üzerindeki tüm Mazlumların zaferi olacak BİİZNİLLAH.
Halkımızın canı pahasına engellediği (LİDERİ önderliğinde) ONBEŞ TEMMUZ darbe girişimi sonrasında LİDERİMİZ (Recep Tayyip Erdoğan) yürümekle aşınmayacak yolları bir daha ASLA yalnız yürümeyecek İNŞAALAH.
Selametle…


 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Asım - 1 hafta önce
Yalnız yurutmeyecegimizden emin olabilirsiniz..ağzıniza sağlık